dysphoria
monstrous vulture that hovers, biding its time


Share | 
 

 normal başlık coding

View previous topic View next topic Go down 
AuthorMessage
avatar
ANLATICI

Kader
ANLATICI

Yazar : Almıla
Mesaj : 32

PostSubject: normal başlık coding   Wed Jan 22, 2014 12:27 pm

xylia bourgeois (pelin)
24, cadı, garson, jennifer lawrence


I.

Gracie Gray yazıyordu nüfus cüzdanı.
İki plastik kapak arasına sıkışmış bir parça yaprak.
Kül saçlı bir genç kadın fotoğrafında
Sana hiç benzemeyen.

Öte yandan sen kimdin ki zaten?
Bir sınav kâğıdında doldurulamayan boşluklar, birbiri ardına sıralı noktaların kurşunla boyanmayan aralıkları.

Ne yalan söyleyeyim, senin de lekelerin var.
Hani bir defterde üst sayfayı karalarsın ve altındaki sayfada izleri çıkar ya, aynen öyle işte. Parmak eklemlerinin boğumlarında, omurganın kıvrımında, kopan kirpiklerinin düştüğü yerde yerde. İlk sayfayı yırtsan da altına göçen silemediğin çizgilerin.

Ruhunun çeperlerine kazınmış olacak çukurlar. Sen de karanlıklarında sonsuzluk olma diye hep dikkatli yürümek zorunda kalacaksın. Savaşçı kadınların gövdelerinde boyan boya kuruyan kılıç kanlarının yaraları gibi, meydanda on kez kırbaçla vurulan adamın çıplak sırtına düşen beyaz gölgeler gibi, utanacaksın onlardan. Onlar da senin günâhların.

Olsun mu? Peki öyleyse.
Ama unutma, oynadığın kumar oyunudur.
Arkadaşlarını yenmek için dolaba saklanışlarına benzemez.

Mızıkçılık yaparsan,
Hileye kalkışırsan,
Ölürsün.

Şans seninle olsun, zümrüdü anka,
küllerinden doğan kız.

**

Kara rüyalarından uyanıyorsun, garip. Rüyanda ölümü ve yaşamı seçmeden, araf ipince cambazlık yapıyordun. O ip bir anda kayboldu ve kendini yaşam denizinde buldun. Hani hep korkardın ya sudan, boğulursun da ateşini söndürür diye? İşte söndü ateşin ve bak, yüzebiliyormuşsun.

Garip, diye tekrarlıyorsun kendine, Bristol’ün gözyaşları güneydoğu yönüne akarken. Şehir depresif bir günışığına uyanmış. Kasım ayının ortalarına varırken takvimler, sen işlek bir caddenin kaldırımında yürüyor, üstündeki kalın siyah pardösüyü göğsünü kapatması için iyice çekiştiriyorsun. Led ekranlarda reklamlar dönen meydanda, saati görebilmek için şöylece oyalanıyorsun: 8:32. Arnavut kaldırımı taşların spiraller çizerek kapandığı yerde kocaman mermer bir çeşme, ortasında yükselen bir çocuk heykeli var. Sabahın bu saatlerinde tıpkı senin gibi işyerine gitmekte olan insanlar, takım elbiseleri ve şık kabanlarının içinde çeşitli yönlere koştururken yüzlerinde bıkkın bir ifadeyle okuluna gitmekte olan gençleri görüyorsun. Çoğu birbirleriyle alakasız şekilde acele adımlarla ilerliyor fakat ses tonlarının hakimiyetini sağlayamayan bir grup oğlan kahkaları ve küfürleriyle konuşuyor:
“Sabahın köründe bira mı içeceksin sik kafalı?”
“Bugün benim doğum günüm, anladın mı dostum? ARTIK ON YEDİYİM!”
Hüzünle gülümsüyorsun. Kendi on yedinci doğum gününü hatırlamıyorsun bile.

Meydanın birkaç sokak aşağısında, artık pek umursamayan dükkanları ve meyhaneleri olan yola dalıyorsun. Arka kapısına çöp kovaları dizili, kahverengi kapılı küçük barın üstüne artık çalışmayan neon ışıklarla bükülen Lee’nin Yeri yazısını görüyorsun. Cebinden halkaya takılı anahtarı çıkarıp kapının kilidini çözüyor, pardösünü çıkarıp ilk gördüğün ahşap sandalyenin üstüne fırlatıveriyorsun. Sonra tekrar dışarı çıkıp yeşil balıkçı çizmenin içinden Nihai Kızıl’ı çıkarıyor, etrafta kimse olmasa da üstünkörü yoklayarak bir büyü fısıldıyorsun ve yazı değişiyor: Korsan Kalbi. Yetenekli bir Fransız’ın sahne ismi. Umarım telif hakkını istemez, diye düşünüyorsun. Sonra anahtarı çekip içeri girerek kapıyı çarpıyorsun, hava buz gibi.

İçerisi pislik dolu. Çarptığın kapı yüzünden uçuşan tozlar seni beş kez hapşırtıyor, her seferinde bir başka lanet okuyorsun. “Akla- Aklapakla.”
Meğerse ahşaplar (masalar, sandalyeler, üstü koyu su yeşili süngerli bar tabureleri ve tezgâh) haleli ve kiraz ağacındanmış.
Ruh halin tatminkar bir şaşkınlığa dönüyor ve bu motivasyonu mutfağa giderken yanında taşıyorsun. Barın eski sahibinin karısının sana bıraktığı sözleşme kağıtları hala orada olmalı. Üstünde en az yazı olanı ters çevirip asanla yazıyorsun: TAM ZAMANLI GARSON ARANIYOR.





they say we're crazy
Back to top Go down
http://dysphoria.forumotion.com
 

normal başlık coding

View previous topic View next topic Back to top 
Page 1 of 1

 Similar topics

-
» Need normal shafts...
» Health 231 >> 197 by a panther, is it normal?
» how to kill choas and normal space marines
» Revival of Memories, by Brian E. Lowe (Schabbs) - coding by MCS
» Happiness; does it really exist? [private; a n g e l c a k e s]

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
Dysphoria :: I. :: Önemli Bilgiler-